Ana Sayfa
Videolar
Allah Insani Nicin Yaratti?
Neden yaratılmak veya yaratılmamak bizim seçimimiz değildir?
Allahi Kim Yarartti?
Allah Nasil Varoldu?
Allah in Ibadetimize Ihtiyaci Varmi?
Hz Aysenin Evlilik Yasi
Kadin erkek esitmi?
4 Kadinla evlenebilmek
İslam’da kadının yeri
Kadın mı üstün, yoksa erkek mi?
Hz.Peygamber'in Evlilik Hayati
Ay Mucizesi
Ademin Cocuklari Nasil Evlendi?
Kuyruk Sokumu
Kuran'da Matematik Hatası Var Mı?
Mükemmel Tasarım Karşısında Bilim Adamlarının İtirafları
Iman Eden Bilim Adamlari
Müslüman Bilim Adamlari
Bilim Dünyasi Allaha Yöneliyor
Polonyalı bilim adamı, matematik ile Allah’ın varlığını ispatladı
Bilimden Allah'ın Varlığına Bir Kanıt Daha
Paul Davies'in Çok Evren İçin Umutsuz Çabası
Dua ve ibadete bilimsel kanıt
Ateiste En Güzel Cevap, 1 taşla 3 kuş
Ateist berber
Ateistlikten İslamiyet'e...
Allah'a İnanmanın Bilimsel Kanıtı
Allahın Varlığının Bilimsel Ispatı
Allah kelamının sırrı
Sonradan Müslüman Olanlar...
Turan dursun kimdir?
Maide suresi 51. ayetin sirri
Roger Garaudy Kimdir?
incil degistirildi
Ortodox Rahip Müslüman Oldu.
Papazi Aglatan Soru
Ruh Varlığının İspatı
Evrenin Varolusu
1999 Gölcük depremi
Alman prof. Naumark'in itiraflari
İngiliz Casusunun İtirafları
Ziyaretçi defteri
İletişim
Linkler

Neden yaratılmak veya yaratılmamak bizim seçimimiz değildir? İnsana imtihan edilmek isteyip istemediği neden sorulmamıştır?


Evvela Allah kâinatı ve de insanı yaratırken, kimseyle meşveret etmek gibi bir ihtiyacı olmadığı bedihî bir gerçektir.

İnsan yaratılmadan önce "yok" demektir. "Yok" olan bir şeyle istişare etmek zaten mümkün değildir.

Sen yok olduğun halde, nasıl olur da bir seçme hakkına sahip olduğunu iddia ediyorsun? Böyle bir düşünce mantıksal çelişkiyi barındıran bir paradokstur.

Mülk sahibi, mülkünde istediği gibi tasarruf etme hakkına sahiptir. Bu kural bu günde geçerliliği olan bir prensiptir. O halde Allah da -her şeyin maliki/sahibi olduğuna göre-, mülkünde dilediği gibi tasarruf hakkına sahiptir. Bu tasarrufundan biri de insanlar için bir imtihan hazırlamak ve bu imtihanın sonucuna göre bir işlem yapması gelir. Okullardaki imtihanlar için, soruların tespiti için öğrencilerin fikri sorulmadığı gibi, ilahî imtihanda da öğrencilerin fikri sorulmamıştır.

Okullarda soruyu hazırlayanların tespit ettikleri bir kriter herkes tarafından -ister istemez- kabul edilmek zorunda olduğu gibi, Allah’ın koyduğu imtihandaki kriterler de kabul edilmek durumundadır. Zulüm ve haksızlık etmeleri her zaman mümkün olan insanların açtığı imtihanlara hiç ses çıkarmazken, haksızlık yapması asla mümkün olmayan Allah’ın açtığı imtihanda nazlanmanın alemi var mı?

Elli-altmış yıllık bir zaman dilimi içerisinde -çok da zor olmayan bir imtihanı başarmak suretiyle- ebedî bir mutlu hayatı kazanmak, cennet gibi bir yurda sahip olmak elbette aklı başında her insanı sevindiren ve de ilgilendiren bir husustur.

Bir acı fincan kahvenin kırk yıllık hatır olduğuna göre, bizi yoktan var eden, güneşi, ay’ı hizmetimize sunan, yeryüzünü bin bir nimetin sergilendiği bir sofra halinde bize takdim eden, göz, kulak, mide, barsak, lisan, akıl, ruh, gönül, idrak, anlayış gibi yüzlerce maddî-manevî cihazlarla donatan Allah’a karşı teşekkür etmek yerine sonsuz adalet, rahmet, hikmet ve şefkatini töhmet altında bırakacak şekilde serzenişte bulunmak, derhal telafi edilmesi gereken bir hatadır.


Kendimize bir bakalım. Siz iyi bir ressam veya heykeltıraş olsaydınız, bu özelliğinizi görmek ve başkalarına da göstermek için bir taş, bir ağaç, bir hayvan, bir kadın, bir de erkek resmi veya heykeli yapınız. Bunların içinden konuşacak ve anlayacak özelliği sadece insan şeklinde olanlara veriniz.

Şimdi bunlar içinden biri sana itiraz edip “beni niye yaptın” “bana insan olmak ister misin diye niye sormadın” dese ne dersin ve ne yaparsın. Her halde en azından seni yok iken ortaya çıkardım, seni taş, ağaç, hayvan değil de en değerlisi yaptım. Teşekkür etmen gerekirken bu itiraz niye, demeyecek misin. Sonra da böyle bir itiraz karşısında onu parçalayıp çöpe atarsın. Diğer haline razı olanı ise en güzel yere asar herkese seyrettirirsin.

Şunu unutmamak gerekir ki, mevcut durumu tersine döndürecek hiçbir güç yoktur. Gücün yetmediği bir eli öpmekten başka çare yoktur. Allah’ın sonsuz rahmetini itham eden rahmetten mahrum kalır. Kaderi tenkit eden başını örse vurur kırar. Bu tür vesveselere maruz kalan kardeşlerimize -Allah için- bir tavsiyemiz var; Risale-i Nur Külliyatı'nı okusunlar.

Facebook Grubumuza katilmak icin :



Bugün 2 ziyaretçi (22 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=